13 Ekim 2012 Cumartesi

kendimin sevgilisi

Bazen kendimi o kadar seviyorum ki.

İstanbul'daki evimde uzun zamandır ilgilenemediğim bir kitaplığım var, yılların yılların hatıraları, mektuplar, gizli saklı notlar, çocukluğumdan beri gazetelerden, dergilerden kestiğim yazılar, resimler, kitaplarım, okul ve kendim için tuttuğum defterler. Arada zamanım olunca karıştırıyorum, en sevdiğim kitabımın içinden kurutulmuş çiçekler dökülüyor, beş sene önce annemin evden çıkarken ben uyuyor olduğum için yazdığı notu buluyorum. Birilerine yazdığım mektupların veya çook eskiden yazdığım öykülerin taslaklarını buluyorum, o kadar mutlu oluyorum ki.. Hayatım boşa geçmemiş diyorum, okumuşum, yazmışım, biriktirmişim, sevmişim, sevilmişim. Müthiş bir manevi tatmin.

En son Kıbrıs'tan dönerken kullandığım gözlük kabımın içinde gloria jeans kahvecisinin peçetesine sarılı beş tane ardışık boyda deniz kabuğu bulmuştum tatil bitip eve döndüğümde, çok güzel sürpriz olmuştu. Buradaki küçük kitaplığımın üstüne dizdim, beş kardeş gibi duruyorlar orda.

Bunlar da kendimi sevme sebeplerimden en güncel olanı, az önce ders çalışırken şu defterde başka bişey var mıymış diye karıştırırken döküldüler kucağıma. Kimbilir hangi ağacın veya sarmaşığın beğendiğim yaprakları..


Hiç yorum yok: